İRAN TEHLİKESİ

Tehlikeyi Görmeyen İlelebet Payidar Kalamaz.

Şiiler her fırsatta kendilerini Müslümanlardan ayrıştırır. Şiiler kendilerine ayrı bir din inşa ettikleri gibi, kendilerine has camiler ve türbeler inşa ederler. Düşman belledikleri Sünnilerin camilerinde namaz kılmazlar. İran’da mevcut olan Sünni camileri hatta mescitleri birer birer kapatılmaktadır.

Şiiler, günahkâr kimseler, hatta kafir olarak gördükleri Sünni imamların arkasında namaz kılmazlar. Bu konuda Irak’ın Şii önderi Ayetullah Sistani’nin fetvası bulunmaktadır. Ayetullah Sistani “12 İmamdan herhangi birine iman etmeyen birisinin arkasında namaz kılmak caiz değildir” fetvası vermiştir. Fetvadan anlaşılacağı üzere, Sünniler imamet teorisine inanmaması sebebiyle küfürle suçlanmaktadır.

Şii terör örgütleri bu ideoloji çerçevesinde birçok Sünni camisine eylem düzenlemektedir. Camileri yıkan terör örgütlerinin başında Mehdi Ordusu gelmektedir. Mehdi Ordusu, Irak’ta bir gün içinde onlarca Sünni camisini, içinde imamı, müezzini ve cemaati ile birlikte bombaladı, yaktı, yıktı.

Tahran ve İran’ın diğer büyük şehirleri İsfahan, Kerman ve Yezd’de Sünni camisi açılmasına müsaade edilmez. Bu illerde Sünnilerin Cuma ve bayram namazlarını kılmaları engellenir. Tahran’da, Sünniler Cuma namazlarını yakın zamana kadar apartman dairelerinde kılıyordu. Ancak İran sonradan apartmanda bile olsa Cuma namazı kılmayı yasakladı. Diğer taraftan İran, her Sünni köyünde, Sünnilerden de alınan vergilerle Şii camileri inşa etmektedir.

İran’ın her köşesinde açılan Şii camileri birer politika ve ideoloji merkezidir. Kulluğun ön plana çıkması gereken camiler, mecburi vatandaşlık dersi verilen rejim okulları gibidir. Bu asimilasyondan Sünniler, Azeriler, Türkmenler ve Araplar da nasibini almaktadır. İran vatandaşları, Şii camileri vasıtasıyla her geçen gün biraz daha Persleştirilmektedir.

Şia camileri ve Mescid-i Dırar

Şii camileri, İslam tarihindeki Mescid-i Dırar (Zararlı Mescit) olayını akla getirir. Münafıklar, Hz. Peygamber (sav) zamanında, Müslümanlar arasında fitne ve fesat çıkarmak için Medine’de bir cami yaptırdı. Bu cami, İslam tarihinde Mescid-i Dırar ismiyle yerini aldı.

Hz. Peygamber’in Tebük Seferi’ne çıktığı günlerde, Medineli münafık Ebu Amr, Kuba Mescidi’nin cemaatini bölmek ve Müslümanlar arasında fitne çıkarmak için bir mescit inşa ettirdi. Münafıklar, Hz. Peygamber’den kendi mescitlerine gelmesini istediler. Bu mescidi, sırf karanlık gecelerde zayıf ve sakatların namaz kılmaları için inşa ettiklerini söylediler. Kendi mescitlerinde namaz kılmasını ve hayır dua etmesini istediler. Amaçları, Hz. Peygamber’in namazıyla alternatif mescitlerini meşrulaştırmaktı.

Fakat Yüce Allah, peygamberini orada namaz kılmaktan korudu. Hz. Peygamber Tebük Seferi’nden Medine’ye dönerken, iki veya üç günlük yolu kalmışken, bu alternatif mescit hakkında vahiy indi. Bunu kuranların daha ilk günden ayrılıkçılığı amaçladıkları, Kuba Mescidi’nin takva esası üzerine kurulduğu, Mescid-i Dırar’ın ise ayrılık ve küfür üzerine kurulduğu bildirildi. Bunun üzerine Peygamberimiz, Medine’ye varmadan önce, Müslümanların gidip o mescidi yıkmalarını emretti.

Tevbe Suresi’nin ilgili 107-109. Ayetleri şunlardır:

107.

Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kastımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şahitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.

108.

Onun içinde asla namaz kılma. İlk günden temeli takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) üzerine kurulan mescit (Kuba mescidi), içinde namaz kılmana elbette daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da tertemiz onları sever.

109.

Binasını takva (Allah’a karşı gelmekten sakınmak) ve onun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını çökmeye yüz tutmuş bir yarın kenarına kurup, onunla birlikte kendisi de cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.

Mescid-i Dırar olayının yaşanması, konuyla ilgili ayetler inmesi ve Hz. Peygamberin bu camiyi yıktırmasının, şüphesiz daha sonraki devirlere ve günümüze bakan anlamları vardır.

Mescid-i Dırar benzeri girişimler, din düşmanlarının iğrenç planlarına uygun olarak, değişik görünümler altında zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Mescid-i Dırar, görünürde İslâm’dan yana, fakat gizliden gizliye İslâm’ı ortadan kaldırma, kötüleme veya karıştırma amacına yönelik bir hareket olarak belirir. Mescid-i Dırar, dine darbeler indirmek için din kisvesine gizlenen rejim ve ideolojilerin mabetleri şeklinde ortaya çıkar.

 

Share

KATEGORİLER: SAPKINLIKLAR, ŞİA DİNİ